ABD başkanın Wilson’un Sevr
anlaşmasına eklediği özel haritanın üzerinde özel şifreler vardı. Harita
üzerinde Samsun’dan aşağıya Halep’e inen bir çizgi
doğuya yönelerek Musul-Kerkük’ü içine alarak İran sınırına
yaklaşıyor… Kuzeyde Gürcistan içlerine kadar uzanıyor… çizgilerin birleşimi bir
kareye dönüşüyor… Evet burası ABD’nin kontrol bölgesi oluyordu. Ortadoğu’nun
kontrolü için önemli olan stratejik bir alan… İçinde ErmenistanKürdistanPontus
Gürcistan gibi ülkelerin bulunduğu bir bölge…!!!
MONDROS,SEVR
,LOZAN GERÇEKLERİ:
MONDROS
ANLAŞMASI;
Birinci Dünya Savaşı,1914 yılında Avrupa'da başlamış,
ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki
sömürgelere de yayılması nedeniyle dünya savaşı olarak adlandırılmıştır.1914'te
başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti
Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekilmiştir.
Ateşkes ile ilgili görüşme, Ege’de Limni Adası’nın
Mondros Limanı’nda yapıldı. Görüşmelere İtilaf Devletleri adına, İngilizlerin
Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Calthorpe, Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı
Rauf Bey katılmıştır.
27 Ekim’de başlayan ateşkes görüşmeleri 30 Ekim’e kadar
devam etmiş,Türk heyeti, önerilen koşulların hafifletilmesini istediyse de
Amiral Calthorpe bunun mümkün olmadığını belirterek anlaşmayı imzalatmıştır…(!)
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması 25
maddeden oluşmuştur.
1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması,
Karadeniz’e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkamlarının
İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.
2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido
ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için
yardım edilecektir.
3- Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.
4- İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni
esirleri kayıtsız şartsız İstanbul’da teslim olunacaktır.
5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında,
Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.
6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek
Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.
7- İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir
durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına
sahip olacaktır.
8- Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri istifade
edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.
9- İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki
vasıtalardan istifade sağlayacaktır.
10-Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal
olunacaktır.
11- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı
kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.
12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve
kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir.
13- Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve
malzemelerin tahribi önlenecektir.
14- İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini
Türkiye’den temin edeceklerdir. (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır.)
15- Bütün demiryolları, İtilaf Devletlerin zabıtası
tarafından kontrol altına alınacaktır.
16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en
yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.
17- Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın
İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.
18- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan
limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.
19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay
zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.
20- Gerek askeri teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı
Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletlerine
teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.
21- İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak
bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine
verilecektir.
22- Osmanlı harp esirleri, İtilaf Devletlerinin nezdinde
kalacaktır.
23- Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün
ilişkilerini kesecektir.
24- Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık
olursa, vilayetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilaf Devletleri
haiz bulunacaktır.
25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918
yılı Ekim ayının 31 günü mahalli saat ile öğle zamanı sona erecektir.
MONDROS’UN
ÖNEMİ:
Osmanlı Devleti’ne imzalatılan ve bağımsızlık anlayışı
ile bağdaşmayan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin egemenlik
alanını bitirmekteydi.Bu bir anlaşma değil,teslimiyet belgesi idi.Yaklaşık
sekiz yıl savaştan sonra, bir zamanların muhteşem Osmanlı Devleti perişan bir
şekilde yenilmiş, orduları dağılmış morali çökmüş, savaşlarda büyük insan
kayıplarına uğramış, kaynakları tükenmiş, galiplerin kendisi hakkında vereceği
karara razı ve kadere boyun eğmiş bir görünümdeydi. Mondros Ateşkes
Antlaşmasının sanılanın aksine o kadar masum olmadığı her kelimesinin özenle
seçildiği ve arkasında gizli niyetler sakladığı artık açıkça ortaya çıkmıştı.
10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşmasında da görüleceği gibi Wilson
ilkelerinin de İtilaf Devletleri için herhangi bir bağlayıcılığı olmadığı
ortaya çıkacaktır.
(Wilson ilkeleri/prensiplerini aşağıda detaylı yazacağım)
Kısaca batı medeniyeti için eşitlik, özgürlük, adalet
gibi evrensel değerler sadece kendilerine aittir.
SONUÇ:
Boğazların İtilaf Devletleri tarafından işgali sonucu
Anadolu ile Trakya’nın bağlantısı kesilmiş, İstanbul’un güvenliği tehlikeye
düşmüştü. İtilaf Devletlerinin kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir
durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekleri
koşulu ise yakın bir gelecekte ülkenin bütünüyle işgal edileceğinin ilk
belirtisiydi.
Altı doğu ilinde karışıklık çıkarsa, bu illerin İtilaf
Devletleri tarafından işgal edilebileceği şeklindeki maddenin amacı, ileride
bir Ermenistan Devleti’nin kurulmasına ortam ve uygun zemini hazırlamaktı
(Kars,Ardahan,Erzurum Bölgelerinde
SEVR ANLAŞMASI:
Sevr anlaşması,birinci dünya savaşı'ndan sonra
itilâf devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 10 Ağustos 1920'de imzalanan
anlaşmadır. Sevr anlaşmasını imzalayan Osmanlı heyeti Rıza Tevfik, Damat Ferid
Paşa, Hadi Paşa ve Reşid Halis’dir.Damat Ferit heyette olmasına rağmen imza metne
imza koymamıştır. Sevr anlaşması,birinci dünya savaşı’na son veren anlaşmadır.
Birinci dünya savaşı’nı kazanan itilaf devletleri, yenilgiye uğrattıkları
Almanya Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile derhal barış antlaşması
imzaladıkları halde, Osmanlı Devleti ile yapacakları antlaşmayı Osmanlının
nasıl paylaşılacağı konusunda kendi aralarında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle
geciktirmişlerdir. Çok ağır şartlar içeren bir antlaşma taslağı hazırlanmıştı.
Konferansa katılan Osmanlı heyeti anlaşma şartlarını görünce dehşete
kapılmıştı. Anlaşma şartlarına itiraz ettiler. Ancak itilaf devletleri anlaşma
şartlarını değiştirmeyi kabul etmediler. İmzalamak zorunda kaldılar…!!!
İtilaf
devletlerinin Osmanlı ile yapacakları anlaşmayı geciktiren sebebler;
1- İtilaf devletlerinin Osmanlı Devleti’ni kendi aralarında nasıl paylaşacakları konusunda tam karar verememeleri.
2- İzmir’in Yunanlılara verilmesi sebebiyle İngiltere ile İtalya arasında çıkan anlaşmazlık.
3- Türk milletinin işgal kuvvetlerine karşı gösterdiği tepki.
4- I.Dünya Savaşı sırasında itilaf devletleri arasında gizli paylaşım anlaşmaları yapılmıştı. Antlaşmaya göre, Boğazlar ve çevresi ile Doğu Anadolu Rusya'ya verilmişti. Ancak Rusya'nın savaştan çekilmesi ve itilaf devletlerine cephe alması. Boğazların yeni durumunun belirlenmesi,gibi sebeblerden ötürü geçikmiştir.
Ancak Milli Mücadele'nin organize olmaya başlaması ve T.B.M.M'nin açılması antlaşmanın hazırlanmasını hızlandırmıştır. Daha sonra kurulan Ankara hükümeti bu anlaşmayı tanımadığı bütün dünyaya deklare etmiş ve “Misak-ı Milli”yemini ederek,Türk topraklarının parçalanmasına müsaade etmeyeceğini açıklamıştır. Milletin tek temsilcisi olan T.B.M.M., İstanbul’da yok saydığı İstanbul hükümeti’nin imzaladığı bir anlaşmayı tanıyamazdı. Bu anlaşmanın geçerli olabilmesi için, T.B.M.M’nin onaylaması gerekiyordu. (Osmanlı Mebuslar Meclisi dağıtıldığı için). 19 Ağustos 1920′de toplanan T.B.M.M bu anlaşmayı kabul etmediği gibi, bu anlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etti. Bu kişiler Türk’lükten kovuldular.
İMZA ATAN
DELEGELERDEN RIZA TEVFİK KİMDİR ?
Filozofta derler.İttihat Terakki'de bulundu.Önemli üyelerden biri idi.Anlaşmazlık yüzünden cemiyette ayrıldı.Damat Ferid Paşa hükümetinde görev aldı.Ayrıca Vahideddin zamanında Türkiye Masonlar Locasında "Büyük Üstad " olmuştu…(!)
Aşağıdaki resimde ise anlaşma metninde bulunan mühür
mason mührüdür. Sevr anlaşmasına eklenen haritalar içinde Anadolu’nun
paylaşılmasını esas alan ABD Başkanı Wilson’un da kendi devlet mührünü basarak
onayladığı harita oldukça önemli olduğu kadar gizemlidir de… Anlaşmanın 88. -
91. maddeleri Ermenistan ile ilgili idi.
Sevr
Anlaşma'sındaki Mason Mührü 89. maddede yazılı olan sözler “ Öteki
ilgili yüksek taraflar gibi Türkiye (Osmanlı devleti) ile Ermenistan’da ErzurumTrabzonVan
ve Bitlis illerinde Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın tespiti işini
Amerika Birleşik Devletleri Başkanının
hakemliğine sunmayı ve bu konudaki kararını olduğu kadar Ermenistan’ın
denize çıkışı ile sözü geçen sınıra bitişik Osmanlı topraklarının askerden
arındırılmasına ilişkin ileri sürebileceği bütün hükümleri kabul etmeyi
kararlaştırmışlardır”.
ABD başkanı Wilson’u hakemliğinde kurulan Ermenistan için hazırlanan haritanın belirgin özelliği ise Trabzon’dan güneye çizilen bir sınır çizgisi Fırat nehrine kavuşuyor ve buradan doğuda kalan topraklar Ermenistan ve Kürdistan adıyla kurulan devletlere bırakılıyordu. Trabzon,Erzurum,Erzincan,Bitlis veVan vilayetleri
Ermenistan’ın birer parçası oluyordu.
Kürdistan ise Harput’tan Diyarbakır’a UrfaMardin ve Hakkari’ye kadar
uzanıyordu. Hem Ermenistan ve hem de Kürdistan’ın kurulmasıtoprak bütünlüğü
gibi konularda ABD’nin öncü rolünün olduğu anlaşma metninde yer almıştır.
Buraya kadar yaptığımız açıklamalar çökenparçalanan ve paylaşılan Osmanlı
Devleti’nin içinde bulunduğu ağır şartların uluslararası bir anlaşma metnine
yansımasıdır. Yaşanan tarihi sürecin doğal sonuçları olarak da görülebilir.
Ancak ABD başkanın Wilson’un Sevr
anlaşmasına eklediği özel haritanın üzerinde özel şifreler vardı. Harita
üzerinde Samsun’dan aşağıya Halep’e inen bir çizgidoğuya yönelerek
Musul-Kerkük’ü içine alarak İran sınırına yaklaşıyor… Kuzeyde Gürcistan
içlerine kadar uzanıyor… çizgilerin birleşimi bir kareye dönüşüyor… Evet burası
ABD’nin kontrol bölgesi oluyordu. Ortadoğu’nun kontrolü için önemli olan
stratejik bir alan… İçinde ErmenistanKürdistanPontusGürcistan gibi
ülkelerin bulunduğu bir bölge…
ABD başkanı Wilson’u hakemliğinde kurulan Ermenistan için hazırlanan haritanın belirgin özelliği ise Trabzon’dan güneye çizilen bir sınır çizgisi Fırat nehrine kavuşuyor ve buradan doğuda kalan topraklar Ermenistan ve Kürdistan adıyla kurulan devletlere bırakılıyordu. Trabzon,Erzurum,Erzincan,Bitlis ve
Kürdistan ise Harput’tan Diyarbakır’a Urfa
Buraya kadar yaptığımız açıklamalar çöken
Sadece Türk’lerin
hayat hakkının olmadığı bir alan…!!!
Haritanın altında yuvarlak bir daire içinde ABD
devleti’nin şifreli bir mührü ve altında başkanWoodrow
WİLSON yazan imza vardı.
Görünüşte ABD arması olan mührün içinde kanatlarını ve ayaklarını açmış bir kartal görüntüsü yansıyordu. Şifre içindeki kanatlı kuş bir kartal değil “Anka” kuşu idi. Gözleri açık ve her yeri gözetliyor…Soldaki kanadının üzerinde “e pluribus unim” yazısı görülüyor… Anlamı: “çok’un teki” oluyor… Kuyruğundaki tüy ayısı ise 9 olarak çizilmiş…“Cennet devletine dönüş” anlamına geliyor…Gövdesindeki boşlukta ise “zirvelerin en yükseğine” yazıları yer alıyor.
Başkanın bu mühründeki sembol aslında “Masonların dünyayı yönetmeyi” amaçlayan felsefesinden doğan görüşleri yansıtıyor. Özetle Osmanlı’nın parçalanıp paylaşıldığı ve yere serildiği Sevr anlaşma metnine ilave edilen ABD başkanının onay verdiği harita üzerinde “masonların dünya devleti” görüşleri yansıyor.
Sevr anlaşmasına imza atanların içinde adı geçen filozof Rıza Tevfik’in de bir “mason” olduğu dikkate alınırda… her şeye rağmen bahsi geçen anlaşmaya “onay imzası” vermeyen zamanın padişahı Vahdettin’in içinde bulunduğu durumu göz önüne getirirsek tarihin çelişkileri içindeki gerçekler daha iyi ortaya çıkar…
Görünüşte ABD arması olan mührün içinde kanatlarını ve ayaklarını açmış bir kartal görüntüsü yansıyordu. Şifre içindeki kanatlı kuş bir kartal değil “Anka” kuşu idi. Gözleri açık ve her yeri gözetliyor…Soldaki kanadının üzerinde “e pluribus unim” yazısı görülüyor… Anlamı: “çok’un teki” oluyor… Kuyruğundaki tüy ayısı ise 9 olarak çizilmiş…“Cennet devletine dönüş” anlamına geliyor…Gövdesindeki boşlukta ise “zirvelerin en yükseğine” yazıları yer alıyor.
Başkanın bu mühründeki sembol aslında “Masonların dünyayı yönetmeyi” amaçlayan felsefesinden doğan görüşleri yansıtıyor. Özetle Osmanlı’nın parçalanıp paylaşıldığı ve yere serildiği Sevr anlaşma metnine ilave edilen ABD başkanının onay verdiği harita üzerinde “masonların dünya devleti” görüşleri yansıyor.
Sevr anlaşmasına imza atanların içinde adı geçen filozof Rıza Tevfik’in de bir “mason” olduğu dikkate alınırda… her şeye rağmen bahsi geçen anlaşmaya “onay imzası” vermeyen zamanın padişahı Vahdettin’in içinde bulunduğu durumu göz önüne getirirsek tarihin çelişkileri içindeki gerçekler daha iyi ortaya çıkar…
İMZA ATAN
DELEGELERDEN HADİ PAŞA KİMDİR?
Türk asker ve siyaset adamı (Bağdat 1861-Berat,
Arnavutluk, 1932). Harp okulu'nu (1882) ve Harp akademisi'ni (1885) bitirdi.
Öğrenimini Almanya'da tamamladı. Yurda döndükten sonra askeri okullarda
öğretmenlik yaptı. Balkan savaşı'nda başkomutanlık kurmay başkanlığına
(başkumandanlık erkânı harp reisliği) atandı (1912). Genelkurmay başkanı
(erkânı harbiyei umumiye reisi) olarak görev yaparken, rütbesi ferikliğe
yükseltildi (1914). Ordunun gençleştirilmesinde bazı paşalarla birlikte emekliye
ayrıldı. Birinci Dünya savaşından sonra Hürriyet ve itilaf fırkası tarafından
kurulan Damat Ferit Paşa hükümetlerinde önce ziraat ve ticaret nazırı (11 Eylül
1919), ardından da maarif nazırı (31 Temmuz 1920) oldu. Sevr anlaşması'nı (10 Ağustos
1920) imzalayanlar arasında bulunduğu için 150'likler listesine alındı. Kurtuluş
savaşından sonra da Arnavutluk'a sığındı.
İMZA ATAN
DELEGELERDEN REŞİT (REŞAT)HALİS KİMDİR?
Türkiye cumhuriyeti'nin ilanından hemen sonra, düşman
işbirlikçisi oldukları gerekçesi ile sınır dışı edilen 150 kişinin içinde
bulunan, eski Bern sefiri.Sürgüne
yollandı.
DELEGELERDEN
DAMAT FERİT PAŞA KİMDİR?
Damat Ferid Paşa, asıl adı Mehmed Ferid Paşa olan
ve Kurtuluş Şavaşı’na karşı olmasıyla tanınan Osmanlı devlet
adamı, son Osmanlı sadrazamlarından. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı
olarak oluşturulan Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın kurucularından olan
Damat Ferid, 25 Kasım 1911’de ilk başkanı olduğu fırkadaki bu
görevini, Haziran 1912’ye kadar sürdürdü.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının da bulunduğu İttihatçılar hakkında idam kararı çıkartan Damat Ferid, 21 Temmuz 1919'da tekrar kabineyi kurduktan sonra, Kuva-yı Milliye'yi dağıtmak için Kuvay-i İnzibatiye'yi kurdu ve 1920 yılında ülkenin bölünerek düşman devletler tarafından paylaşılmasını öngören Sevr anlaşması’nın çalışmalarında bulundu.
Kurduğu hükümetlerin tamamında hariciye nazırlığı görevini üstlenen Damat Ferid Paşa, Kurtuluş Savaşı’nın kazanıldığının kesin olarak belirlendiği 21 Eylül 1922 tarihinde ailesiyle birlikte Fransa’ya kaçarak buraya yerleşti. Hayatının geri kalan kısmını yurtdışında geçiren Damat Ferid Paşa, 6 Ekim 1923 tarihinde Fransa'nın Nice kentinde öldü.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının da bulunduğu İttihatçılar hakkında idam kararı çıkartan Damat Ferid, 21 Temmuz 1919'da tekrar kabineyi kurduktan sonra, Kuva-yı Milliye'yi dağıtmak için Kuvay-i İnzibatiye'yi kurdu ve 1920 yılında ülkenin bölünerek düşman devletler tarafından paylaşılmasını öngören Sevr anlaşması’nın çalışmalarında bulundu.
Kurduğu hükümetlerin tamamında hariciye nazırlığı görevini üstlenen Damat Ferid Paşa, Kurtuluş Savaşı’nın kazanıldığının kesin olarak belirlendiği 21 Eylül 1922 tarihinde ailesiyle birlikte Fransa’ya kaçarak buraya yerleşti. Hayatının geri kalan kısmını yurtdışında geçiren Damat Ferid Paşa, 6 Ekim 1923 tarihinde Fransa'nın Nice kentinde öldü.
SEVR ANLAŞMASININ ÖNEMİ:( İHANET BELGESİ)
Osmanlı Devleti ile İngiltere, Fransa, İtalya,
Yunanistan, ABD, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı(Yugoslavya), Japonya,
Bulgaristan, Rusya, Ukrayna ve Gürcistan devletleri arasında imzalanan Sevr anlaşması'na
göre;
1.Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil
olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a, Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin
ve Cizre kent merkezleri Suriye'ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti'nin
başkenti olarak kalacak;
2.Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar'da deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler'in donanmalarını yardıma çağırabilecek;
3.Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek
4.İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan'a katılması için plebisit yapılacak;
5.Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı Ermenistan Cumhuriyeti'ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.)
6.Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
7.Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
8.Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri kuvveti, 15.000'i jandarma olmak üzere 55.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi'nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
9.Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
10.Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı İmparatorluğu'nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
11.Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak fesh ettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
12.Ticaret ve Özel Hukuk (269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek.
2.Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar'da deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler'in donanmalarını yardıma çağırabilecek;
3.Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek
4.İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan'a katılması için plebisit yapılacak;
5.Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı Ermenistan Cumhuriyeti'ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.)
6.Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
7.Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
8.Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri kuvveti, 15.000'i jandarma olmak üzere 55.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi'nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
9.Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
10.Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı İmparatorluğu'nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
11.Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak fesh ettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
12.Ticaret ve Özel Hukuk (269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek.
SEVR
ANLAŞMASININ SONUCU:
1- Osmanlı Devleti’nin imzalamış
olduğu son antlaşmadır.
2- Mebuslar Meclisinin onayından geçmediği için hukuken geçersiz bir anlaşmadır.
3- Misak-ı Milli’ye aykırı olması ve Türk milletinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran bir anlaşma olması nedeniyle TBMM tarafından tanınmamıştır.
4- Türk halkıda bu antlaşmaya hiçbir zaman onay vermemiş, düşmanla savaşarak işgalcileri Anadolu’dan atıp Sevr’in uygulanmasını engellemiştir.
5- Sevr Antlaşması, imzalandığı halde hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir.
6- Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
2- Mebuslar Meclisinin onayından geçmediği için hukuken geçersiz bir anlaşmadır.
3- Misak-ı Milli’ye aykırı olması ve Türk milletinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran bir anlaşma olması nedeniyle TBMM tarafından tanınmamıştır.
4- Türk halkıda bu antlaşmaya hiçbir zaman onay vermemiş, düşmanla savaşarak işgalcileri Anadolu’dan atıp Sevr’in uygulanmasını engellemiştir.
5- Sevr Antlaşması, imzalandığı halde hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir.
6- Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
ÖNEMLİ:
1- Sevr Antlaşması, Türk milletini asla umutsuzluğa
sürüklemedi. Bilakis mücadele gücünü ve kararlılığını artırdı.
2- Sevr Antlaşması, Mebuslar Meclisi’nde onaylanmadığı için yasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
3- 19 Ağustos 1920 tarihinde toplanan TBMM, Sevr Antlaşması’nı imzalayanların ve onaylayanların vatan haini sayılmalarını kabul etti.
4- TBMM, Sevr Antlaşması’nı tanımadığını ilan etti.
5- Sevr Antlaşması Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra uygulamaya konulamayan tek antlaşmadır.
Sevr Antlaşması, 93 Harbi’nden (Osmanlı-Rus savaşı) sonra 1878’de imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile uygulamaya konulamaması bakımından benzerlik gösterir.
2- Sevr Antlaşması, Mebuslar Meclisi’nde onaylanmadığı için yasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
3- 19 Ağustos 1920 tarihinde toplanan TBMM, Sevr Antlaşması’nı imzalayanların ve onaylayanların vatan haini sayılmalarını kabul etti.
4- TBMM, Sevr Antlaşması’nı tanımadığını ilan etti.
5- Sevr Antlaşması Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra uygulamaya konulamayan tek antlaşmadır.
Sevr Antlaşması, 93 Harbi’nden (Osmanlı-Rus savaşı) sonra 1878’de imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile uygulamaya konulamaması bakımından benzerlik gösterir.
LOZAN
ANLAŞMASI;
Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin
Lausanne (Lozan) şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle
İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz,
Belçika, S.S.C.B ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Lozan Üniversitesi
salonunda imzalanmış barış anlaşmasıdır. Lozan anlaşmasının yazılması için
düzenlenen Lozan Barış Konferansı 8 ay sürmüş ve Türk tarafının kayıtsız
şartsız bağımsızlık talebi nedeniyle çetin geçmiştir.I. Dünya Savaşı sonrasında
İtilaf devletlerince Osmanlı Devleti’ne imzalatılan Sevr anlaşması neredeyse
devleti haritadan silmiş ve egemenliğini ciddi biçimde sınırlayan hükümlere yer
vermiştir. Atatürk önderliğinde Milli Mücadele'ye başlayan Türk milleti savaş meydanlarında büyük zaferler kazanmış ve
Lozan anlaşması ile siyasi ve hukuki alanda tescil etmiştir.
Uluslar arası pek çok yönden önem taşımaktadır. Öncelikle, Türkiye'nin bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmesi sağlanmıştır. Lozan ile Misak-ı Milli hedeflerine çok büyük ölçüde ulaşılmıştır. Lozan konferansı sırasında kapitülasyon olarak nitelenen ve ülkenin iç işlerine karışma yetkisi veren ayrıcalıklar uzun süre tartışılmıştır. sonuçta kapitülasyonların kaldırılması ve Osmanlı borçlarının ödenmesinin makul bir takvime bağlanması kararlaştırılmıştır. Anlaşma, bu açıdan bir ekonomik bağımsızlık belgesi olma özelliğine de sahiptir.
I. Dünya Savaşı sonunda galip güçlerce dikte ettirilen ve ağır şartlara sahip barış antlaşmaları II. Dünya Savaşı'na zemin hazırlarken, Lozan'da karşılıklı pazarlıkla barışın güvencesini oluşturan bir düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, savaşı bitiren anlaşmalar içinde halen uygulanan sadece Lozan'dır. Tabiatıyla, bunda Türkiye'nin Atatürk'ün belirlediği ''Yurtta Sulh, Cihanda Sulh'' ilkesine sadık kalması ve Lozan anlaşmasının hükümlerinin uygulanmasında da bu ilkeyi gözetmesinin rolü ve önemi büyüktür.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri, Lozan anlaşmasında da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye'de yaşayan ve Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk milletini oluşturmaktadır. anlaşmada Türkiye'de yaşayan Hıristiyan kökenli Rum ve Ermeniler ile Museviler azınlık olarak tanımlanmış; mal, mülk ve ibadet hakları güvence altına alınmıştır.Anlaşma ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi yapılmasına karar verilmiş, bunun sonucunda 1924 yılında yaklaşık bir milyon Hıristiyan-Rum Yunanistan'a, beş yüz bin Müslüman-Türk de Türkiye'ye göç etmiştir.
Uluslar arası pek çok yönden önem taşımaktadır. Öncelikle, Türkiye'nin bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmesi sağlanmıştır. Lozan ile Misak-ı Milli hedeflerine çok büyük ölçüde ulaşılmıştır. Lozan konferansı sırasında kapitülasyon olarak nitelenen ve ülkenin iç işlerine karışma yetkisi veren ayrıcalıklar uzun süre tartışılmıştır. sonuçta kapitülasyonların kaldırılması ve Osmanlı borçlarının ödenmesinin makul bir takvime bağlanması kararlaştırılmıştır. Anlaşma, bu açıdan bir ekonomik bağımsızlık belgesi olma özelliğine de sahiptir.
I. Dünya Savaşı sonunda galip güçlerce dikte ettirilen ve ağır şartlara sahip barış antlaşmaları II. Dünya Savaşı'na zemin hazırlarken, Lozan'da karşılıklı pazarlıkla barışın güvencesini oluşturan bir düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, savaşı bitiren anlaşmalar içinde halen uygulanan sadece Lozan'dır. Tabiatıyla, bunda Türkiye'nin Atatürk'ün belirlediği ''Yurtta Sulh, Cihanda Sulh'' ilkesine sadık kalması ve Lozan anlaşmasının hükümlerinin uygulanmasında da bu ilkeyi gözetmesinin rolü ve önemi büyüktür.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri, Lozan anlaşmasında da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye'de yaşayan ve Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk milletini oluşturmaktadır. anlaşmada Türkiye'de yaşayan Hıristiyan kökenli Rum ve Ermeniler ile Museviler azınlık olarak tanımlanmış; mal, mülk ve ibadet hakları güvence altına alınmıştır.Anlaşma ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi yapılmasına karar verilmiş, bunun sonucunda 1924 yılında yaklaşık bir milyon Hıristiyan-Rum Yunanistan'a, beş yüz bin Müslüman-Türk de Türkiye'ye göç etmiştir.
SEVR
ANLAŞMASINI TEMEL MADDELERİ:
1- Türkiye-Suriye Sınırı: Fransızlarla imzalanan Ankara
Anlaşması'na göre kabul edilmiştir.
2- Irak Sınırı: Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için, bu konuda İngiltere ve Türkiye Hükûmeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı.
3- Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık, savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi. Ayrıca Gökçeada ile Bozcaada Türkiye'de, diğer Ege Adaları Yunanistan'da kaldı. Yunanistan'ın Türk sınırına yakın adaları silahsızlandırması kararlaştırıldı. Böylece, Balkan Savaşı sonrasında imzalanan Atina Antlaşması (1913) gereğince Birinci Dünya Savaşı başladığında ve savaş boyunca da Osmanlı toprağı olarak kalan Ege adaları Yunanistan'a bırakılmış oldu.
4- Türkiye-İran Sınırı:Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na göre belirlenmiştir.
5- Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı.
6- Azınlıklar: Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.
7- Savaş Tazminatları: İtilaf Devletleri, I.Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Sadece Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç bölgesini verdi.
8- Osmanlı'nın Borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölümün taksitlendirme ile kâğıt para(Fransız Frangı) olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye de böylece tarihe karıştı.
9- Boğazlar: Boğazlar, üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.
2- Irak Sınırı: Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için, bu konuda İngiltere ve Türkiye Hükûmeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı.
3- Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık, savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi. Ayrıca Gökçeada ile Bozcaada Türkiye'de, diğer Ege Adaları Yunanistan'da kaldı. Yunanistan'ın Türk sınırına yakın adaları silahsızlandırması kararlaştırıldı. Böylece, Balkan Savaşı sonrasında imzalanan Atina Antlaşması (1913) gereğince Birinci Dünya Savaşı başladığında ve savaş boyunca da Osmanlı toprağı olarak kalan Ege adaları Yunanistan'a bırakılmış oldu.
4- Türkiye-İran Sınırı:Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na göre belirlenmiştir.
5- Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı.
6- Azınlıklar: Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.
7- Savaş Tazminatları: İtilaf Devletleri, I.Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Sadece Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç bölgesini verdi.
8- Osmanlı'nın Borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölümün taksitlendirme ile kâğıt para(Fransız Frangı) olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye de böylece tarihe karıştı.
9- Boğazlar: Boğazlar, üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.
LOZANIN ÖNEMİ
VE SONUÇ:
· Bir çok sınır problemi çözülerek Türkiye'nin ve
komşularının barış içinde yaşaması sağlanmıştır.
· Misak-ı Milli sınırları büyük ölçüde sağlanmıştır.
· Türkiye tarihinde yeni bir dönem başlatmıştır. Sevr Antlaşması geçersiz kılınmıştır.
· Türk ulusu adına, I. Dünya Savaşı'nı bitiren antlaşmadır.
· Yeni Türk devleti Dünya'daki devletlerin çoğu tarafından kabul görmüştür.
· Türkiye tarafından konulan koşullara Dünya devletleri uymak zorunda kalmışlardır.
· Türk ulusunun tam bağımsızlığı kanıtlanmıştır.
· Misak-ı Milli sınırları büyük ölçüde sağlanmıştır.
· Türkiye tarihinde yeni bir dönem başlatmıştır. Sevr Antlaşması geçersiz kılınmıştır.
· Türk ulusu adına, I. Dünya Savaşı'nı bitiren antlaşmadır.
· Yeni Türk devleti Dünya'daki devletlerin çoğu tarafından kabul görmüştür.
· Türkiye tarafından konulan koşullara Dünya devletleri uymak zorunda kalmışlardır.
· Türk ulusunun tam bağımsızlığı kanıtlanmıştır.
Musul, Erbil Boğazlar ve Hatay kıbrıs ege adaları
sorunları Lozan'da çözülemeyen sorunlardır.
SİYASİ
MÜTTEFİKİMİZ (!)AMERİKA LOZANI NEDEN İMZALAMADI;
1919’da Kurtuluş Savaşı Mustafa Kemal Paşa’nın
önderliğinde başladığında, İstanbul’da Türkiye’nin Amarikan mandası olmasını
isteyenler vardı. ABD’nin cesaretlendirmesiyle en yüksek perdeden
çıkarıyorlardı seslerini. O sırada, ABD’nin başkanı olan, ünlü “Wilson Prensipleri”nin
mimarı Wilson ise, Mustafa Kemal’i ‘asi’ ilan etmişti!.. Cürete bakar mısınız?
Hazret, kendi uydurduğu ve emperyalist bir dayatmadan başka bir şey olmayan
sözde prensiplere uygun davranmayan Mustafa Kemal’i ‘asi’ ilan edebiliyor. Mustafa
Kemal’in Kuvayi Milliye’si ise, Wilson’a göre ‘çete’dir…!!!
Wilson Prensipleri’ne göre, Anadolu’da bir ‘kürt’ ve bir
de ‘Ermeni’ devleti kurulması isteniyordu. Ayrıca, çok sayıda da misyonerin o
bölgelerde okul açması isteniyordu. Yani, İngiliz, İtalyan, Rus, Fransız,Yunan
emperyalistlerinin,içerideki işbirlikçi uzantıları ile birlikte istedikleri
buydu... Doğu’da ve Çukurova civarında Ermeni ,batıda ve kuzeyde Rum çetelerinin
hainane emel ve hayallari…!!!Eğer, işgal orduları amacına ulaşabilseydi, düşman
Akdeniz’e dökülmeseydi, Wilson Prensipleri hayata geçecekti.
Ama, Kuvayî Millîye, başta lideri Mustafa Kemal olmak
üzere buna izin vermedi. Wilson Prensipleri Anadolu platosunda yırtılıp atıldı.
Sözde Ermeni ve Kürt devletleri bir hayal olarak kaldı. Anadolu, erenlerin
yatağı olarak kaldı, Hıristiyan kulübüne dönüşemedi.
Lozan’da, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile Türk
Heyeti 6 Ağustos 1923’te Türk-Amerikan Anlaşması’nı imzaladılar. Lozan’ı teyid
ettiler (Devrim, Sayı: 1, 21 Ekim 1969, Amerika’da Lozan Tartışmaları).
Bilindiği gibi, Amerikan sistemine göre, bir anlaşmanın geçerli olması için
Senato’nun da onayı gereklidir. Amerika’da bu anlaşmaya tepki, daha doğrusu iki
yüzlü Amerikan yönetiminin tutumu sonucu, söz konusu anlaşma 1927’ye kadar
Senato’ya gelememiştir. 19 Ocak 1927’de Senato’ya gelen anlaşma, Lozan’la
Ermenilere bir yurt sağlanmadığı gerekçesiyle, yani Wilson Prensipleri’ne
aykırı görülerek reddedilmiştir. ABD’nin gerçek yüzünü ortaya sermiştir.
Günümüzdeki Amerikan muhiplerinin itirazını duyar gibi
oluyorum; “ABD, Lozan’ı imzalamasa da daha sonra, 1943, 1946 ve 1947
anlaşmalarını, ikili anlaşmaları, SEIA’yı vb. imzaladı. Lozan konusu geçmişte
kalmıştır.”
Zaten sorun da burada yatıyor. ABD, bir gün işine geldiği
zaman, bazı konularda Türkiye’nin karşısına Lozan’ı imzalamadığını öne sürerek
çıkacaktır. Zaten, çıkmaya başlamıştır da. ABD Kongresi’ndeki sözde ermeni
‘soykırım’ karar tasarıları neye dayanıyor acaba? Ya, PKK’ya ‘milis’
yakıştırması neyin ürünü? Bunların hepsinin gizli dayanağı, Lozan’ın
imzalanmamış olması, yani, bir yerde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Amerikan yetkili
makamlarınca tam olarak onaylanmamış olmasıdır. Rahmetli BBP Genel Başkanı
Muhsin Yazıcıoğlu, ''Hala Amerika Lozan'ı imzalamış değildir. Hala Amerika'nın
kafasında Sevr yatıyor. Şimdi de bunu açıkça ortaya koyuyorlar'' demişti. ABD
Başkanı 8 Ocak 1918’de açıklamaktadır; “Osmanlı Devleti’nin Türk
olan kısımlarında egemenliği sağlanacak, Türk olmayan milletlere kendi
geleceklerini tayin hakkı tanınacak, (Ermeniler ve Kürtler)Boğazlar
uluslararası trafiğe açık olacak ve uluslararası denetim altında tutulacak.” “Lozan’ın
imzalanmasının ABD tarafından reddedilmesi ise, iki gerekçeye dayanmaktadır
“Birincisi, Türkiye topraklarında bir Ermeni Devleti’nin kurulamaması ve
dolayısıyla Wilson Prensiplerine ters düşülmesi, ikincisi ise, kapitülasyonlara
son verilmesiyle gayri Müslimlere sağlanan imtiyazların ortadan
kaldırılmasıdır. Ermeni lobisi ve diasporasının baskısı sonucu ,” Lozan
Anlaşması’nın tertip edilmesindeki amaç, Ermenilere yurt verilmesiydi” itilaf
devletlerinin yanında yer alan Ermenilere ödül olarak toprak taahhüt edildiğin
apaçık ortada.
WİLSON
PRENSİPLERİ NEDİR?
ABD Başkanı Wilson tarafından 8 Ocak 1918 günlü Kongre
toplantısında okunan ve tarihe Wilson prensipleri diye geçen Birinci Dünya
Savaşı’na ilişkin ondört maddelik Amerikan savaş amaçları bildirisi özetle
şöyledir:
Madde 1. Barış görüşmeleri kamuoyuna açık olarak
yapılmalı ve görüşmeler sonunda varılacak antlaşmanın hükümleri de yine açık
olmalıdır. Gizli antlaşmalara son verilmelidir.
Madde 2. Denizlerin, karasuları dışında kalan
bölümleri, uluslararası antlaşmaların gerektirdiği özel durumlar dışında
savaşta ve barışta herkesin özgür ve serbest kullanımına açık olmalıdır.
Madde 3. Ekonomik engeller olabildiğince
kaldırılmalı, ticaret serbestisi ve fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
Madde 4. Ulusların silahlanması, iç güvenliğin
gerektirdiği en alt düzeylerde olmalı, bu konuda yeterli garantilerin verilmesi
sağlanmalıdır.
Madde 5. Tüm sömürgecilik savları, ilgili halkların
çıkarlarını ve egemenlik istemlerini dikkate alacak biçimde eşitlikçi ve
hakkaniyete uygun düzenlemelere tabi tutulmalıdır.
Madde 6. İşgal altındaki Rus toprakları
boşaltılarak, Ruslara kendi kurumlarını seçme hakkının tanınması sağlanmalı ve
onlara istedikleri/gereksinim duydukları her türlü yardım yapılmalıdır.
Madde 7. Belçika toprakları boşaltılmalı ve bu
devletin ulusal egemenliği yeniden kurulmalıdır.
Madde 8. 1871’de Almanya’ya geçen Alsace-Lorainne,
Fransa’ya iade edilmelidir.
Madde 9. İtalya’nın sınırları ulusal esaslara göre
yeniden çizilmelidir.
Madde 10. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
içindeki halkların özerk gelişmeleri sağlanmalıdır.
Madde 11. Romanya, Sırbistan ve Karadağ toprakları
boşaltılmalı, Sırbistan’ın denize çıkışı sağlanmalıdır. Tarihsel savları ve
ulusal bağları dikkate alınarak çizilecek sınırları içinde Balkan devletlerinin
dostça ilişkiler kurmaları sağlanmalı, siyasi ve ekonomik bağımsızlıkları ile
toprak bütünlükleri uluslararası güvence altına alınmalıdır.
Madde 12. Osmanlı İmparatorluğu’nun, nüfusunun
çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bölümlerinde Türk egemenliği güvence altına
alınmalı; İmparatorluk sınırları içindeki diğer ulusların yaşam güvenlikleri ve
özerk gelişimleri sağlanmalıdır. Çanakkale Boğazı, uluslararası güvenceler
altında tüm gemilere ve ticarete sürekli olarak açık hale getirilmelidir.
Madde 13. Polonyalıların yaşadığı topraklarda,
denize açılımı olan, siyasal ve ekonomik bağımsızlığı ile toprak bütünlüğü
uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmış bir Polonya Devleti
kurulmalıdır.
Madde 14. Özel antlaşmalarla, küçük, büyük tüm
devletlerin siyasi bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini karşılıklı olarak
güvence altına alacak bir uluslar birliği kurulmalıdır.
SONUÇ:
Yukarda bahsi geçen wilson ilkelerinde 12.madde’dir.Sevr
anlaşmasını dayatmak ve Lozan anlaşmasını imzalamamak.
Ülke Cumhuriyet tarihinin bütün hükümetleri ABD’ye Lozan
anlaşmasını imzalanması için bir baskı yapmamıştır ,yada yapamamıştır.Türk Dış
İşlerinin politikası olmalıdır ve dayatmalıd
Lozan’da Yunanlılardan almamız gereken savaş
tazminatından neden vazgeçtiğimizi, Batı Trakya’yı, Batum’u, Oniki Ada’yı,
Musul’u, Kerkük’ü, Süleymaniye’yi kaybedişimizi anlamamız ve tartışmamız
gerekir.
Saygı ve sevgilerimle
Yaşar KİRAZ
KONYA
KAYNAKÇA
1)Kurtuluş Savaşı (Prof.Dr.Osman Özsoy, Timaş yay.2007)
2)Anadolu İhtilali (Sebahattin Selek, Cilt I-II, Kastaş
yay.1987)
3)İstanbul’un İşgaliyle Meydana Gelen Siyasi ve Sosyal
Buhranların Sosyo-Psikolojik Tahlili Üzerine Bir Deneme Dr.Tahir aslan.
5)wikipedia
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder