"Bir Mahkûmiyetin Anatomisi"ni okurken, zihnimde bir devrin anatomisi canlandı. Zaten Yunus kardeşimiz de bir devri ve o devrin mazlumlarını, kendinde şahsileştirerek ifadeye çalışmış ve ortaya başarılı bir eser çıkarmıştır. Hep beklediğim ve yazılmasını arzuladığım böyle bir eserle karşılaştığım için hususen memnuniyetimi de belirtmek istiyorum.
Bunca zulmün ve o zulme karşı verilen şerefli mücadelenin, başı dik tavırların, ezilip koparılan ülkü çiçeklerinin, lâle gibi başların boyunlarına geçirilen ilmiklerin, karanlıklarda çarmıha gerilen sevgilerin, edebiyatının yeterince yapılmadığını, şiirinin ve romanının pek yazılmadığını, Mamak'tayken arkadaşlara sıkça anlatmışımdır.
Elbette ki, bunun sebebi yazılamaması değil, çoğunlukla yazılmamasıydı. "İnnallâhemeassabirin" ayet-i celilesine olan teslimiyet dolayısıyla, çektiklerinin "edebiyatını" yapmaktan hicabeden kardeşlerimizin bu duygu ve düşünceleri, çığlıklarımızın dışa yansımasına genellikle mâni olmuştur.
Hâlbuki bir devrin tüm çirkinlikleriyle mutlaka ortaya konulması da icap ediyordu. Zalimin zulmünün bâkî olamayacağı ve imanın karşısında nasıl gerilediği gelecek nesillere aktarılmalıydı. Okunmalı, okutulmalı ve bilinmeliydi. Mamak'larda, Hasdal'larda ve diğer işkence tezgâhlarında ıstırapların, çilelerin, ümit ve ümitsizliklerin ilmik ilmik dokunduğu 80'1i yıllar unutulmamalı ve unutturulmamalıydı...
Muhsin Yazıcıoğlu
Bir Yiğit Adam - Yunus Meral
1994 yılı mart ayı idi sanırım.İş görüşmesi için Lüleburgaz’da bir fabrika’ya gitmiştim.Beni görevliler Yunus Meral Başkan’nın odasına götürmüştü.İlk kez suretini orada görmüştüm.Heyecanlanmıştım,tarifi imkansız bir sevinç kaplamıştı içimi,çünkü tanıyordum uzun yıllardır.Kahpe eylül’lerin taş medrese’ye sınavsız kayıt yaptırdığı Yusuf yüzlülerden birisi de Yunus Meral idi. Onlar taş medresede tedrisat görürken, bizler dışarıda, onların makaleleri, kitapları ile davamıza yeni fikirler katıyorduk. Taş medresenin ülke çapına yayılmış en çok şubesi olan bir eğitim kurumu idi o zor şartlar Türkiye’sinde,ve hatırı sayılır bir öğrencisi vardı.
”Bir Mahkumiyetin Anatomisi”isimli kitabını okuduğum da çok etkilenmiş,düzene ve sisteme olan lanetimiz bir kat daha artmıştı.
Zaman’la bu kurum mezun vermeye başladı ve 1994 yılı o kişilerden biride kendileri idi. Onlar tedrisat döneminde iken bizim ne işimiz var dışarıda dediğimiz anlar, hayıflandığımız zamanlar olmuştur. Heyecanlanmıştım,tarifi imkansız bir sevinç kaplamıştı içimi,karşında idim,Yunus Meral’in…!!! 4 yıl çok şey öğrendim,Tutku’yu onda gördüm ben...
Bazen gece yarılarına kadar anlatırdı,özellikle cezaevinde ki akıl almaz işkenceleri,Uzun Harman sigarası içerdi,en sevdiği yemek ise çorba paket ve çorba biter,ama anlatacakları bitmezdi.
Dava adamı,gönül adamı idi. Dava uğruna,kendi öz nefsini ve her şeyi feda eden biri idi. O, çoktan aklını,nefsini ve ruhunu ikna etmiş, ahlaki bütünlüğü ve ruhi yetkinliği üst düzey ALP ve EREN idi.
Yunus Meral’in büyük hayalleri vardı, küçük adımlar o’nu kesmezdi, Kızıl Elma’sı ve mefkure’si, bir çok kişide görmediğim ve göremeyeceğim büyüklükte idi. Tadımlık ya da doyumluk dava ve ülkülerin peşinde olmadı hiç, büyük dava ve sistemlerin adamı idi. Şuurlu ve basiretli bir Müslüman, Salih bir kul’du.
Milletvekilliği genel seçimlerinde,sen niye düşünmüyorsun reis dediğim de burada daha faydalı olurum demişti. Makam, mevkii, şan, şöhret derdinde olmayan, idealist bir insandı.
***
Fatih Sultan Mehmet Han yedi yaşlarında iken Hocası Akşemsettin Hz. Kulağına eğilerek
- Evladım, hedefini iyi tespit et. Uyarısında bulunur ve şöyle devam eder:
-Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme ve asla gururlanma. Yol ol ki herkes senin üzerinden geçerken sen dağların bile üzerinden geçesin.
Fatih :
-Hocam şartlar elverişli olmazsa diye sorar. Hocası;
-Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir ve sana teslim olurlar. Çok ister, çok çalışır ve çok dua edersen Allahın rahmeti tecelli eder. Rahmet tecelli ettiğinde ise bütün olmazlar oluverir.
***
Yunus Meral Başkanın kulağına kim fısıldadı bilemeyiz, ama doğru adama fısıldamış.
Bir dava adamına baktığınızda onun bir dava adamı ve lider olduğunu görürsünüz.1994 yılı Mart ayı idi sanırım,ilk gördüğümde anlamıştım.
Koca Reis;Allah’a emanet ol…Sağlıcakla…!!!
Biz’lere yol gösteren liderdi.Önde gidendi.
Yaşar KİRAZ/KONYA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder