ULUSALCILIK’DA
NEYİN NESİ?/MAKALE
Son yılların moda deyimi,ulusalcılık.Özellikle sol kesimin,beyinleri
iğdiş edilmiş yazarlar,ve bazı akademisyenlerin ve elitistlerin sıkça
kullandıkları bir söylemdir ulusalcılık.
Nedir
Ulusalcılık;
Sözlüklerde Ulusal
“Millet”,Ulusalcılık ise “”Milliyetçilik”olarak geçiyor. Ulusalcılık; Türkiye'de 2000'li
yıllarda, Atatürk'ün öngördüğü tam bağımsızlık, ulusal sanayinin gelişimi, dışa
bağımlılıktan kurtulma gibi hedeflerin terk edildiğine, devletin temel kuruluş
ilkelerinden kopulduğuna ve ulusal çıkarların korunmadığına inanan; Avrupa
Birliği'ne girebilmek için uluslararası platformdaki ulusal davalardan ve
diplomasideki kırmızı çizgilerden tavizler verildiğini, ülkenin iç işlerine Osmanlı
Devleti'nin yıkılışındaki gibi yabancı devletlerce karışıldığını iddia eden
siyasi akım.Görüşü paylaşan kimselere "ulusalcı" adı verilir,deniyor
sözlüklerde.
Nedir
Milliyetçilik;
TDK (Türk Dil Kurumu)’ya göre Milliyetçilik,”Maddi ve
manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma
anlayışı,ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm”
Kelime anlamları ve sözlüklere göre Ulusalcılık ve
Milliyetçilik aynı.
“Eeee o zaman sorun ne”?
Zamanımız politik
ayrımlarının getirdiği kavram ambargosuna veya kargaşasına girmeden,
milliyetçi, ulusalcı,ne derseniz deyin bu tür ruhiyatın veya hissiyatın geçerli
olduğu tarihi dönemler vardır. Bu dönemler emperyalizme karşı direnişin yükseldiği
tarihi zamanlardır. Kurtuluş Savaşı´nda Çanakkale,Sakarya
Afyonkarahisar,İzmir ve Türkiye
Cumhuriyeti´nin kuruluş yıllarında olduğu gibi.
“ Tolstoy´un boş inanç diye nitelediği yurt
severlik, romanlarında çeşitli tiplerini yaratarak eleştirdiği egemen
sınıfların, aristokratların, kendi çıkarları yolunda halk kitlelerini etkilemek
için kullandıkları sahte, şoven, ırkçı, sömürgeci sloganlardır.
Ulusalcılarda toplum ve millet merkezli bir milliyetçilik
yoktur, reddederler,Devlet merkezli ve merkeziyetçi bir milliyetçiliği benimserler.Bu sebepledir ki
derin devletin resmi ideolojisidir ulusalcılık,çünkü otoriteyi ellerinden
bırakmak istemezler.
Türk
milliyetçilerinin ideolojik bakış açısı devlet merkezli milliyetçilik yerine
toplum ve millet merkezli bir milliyetçiliktir, dolayısıyla kendi halkıyla,
kendi uygarlığıyla,kendi milletiyle barışık, toplumun siyasal taleplerini dile
getiren siyasal çözümlerini dile getiren bir milliyetçilik anlayışıdır.Bu
anlamda millet kültürüne dayanan, o kültürün bağımsızlığını savunan, devletten
dışlanmasını değil devlet içinde meşru bir veri kaynağı olarak görülmesini
savunan bir milliyetçiliktir. Kendi milletine,kendi halkının folkloruna karşı
bir anlayışın milliyetçilik olması mümkün müdür? Onun için ben ulusalcı bir
söylemin çok ciddi bir sorun teşkil ettiğini düşünüyorum.
Ulusalcılar,jakoben tarzı,tepeden inmeci dayatmacı
toplum mühendisi,halk için değil halka rağmen elitist yöntemler
benimserler.Ünlü siyaset filozofu Roger Scruton'un “A Dictionary of Political
Thought”ta yazdığına göre,Jakobenizmin bariz özellikleri şunlardır:
“İnandığı görüş, eylem için yeterli meşruiyet sebebidir. Meşruiyetin birincil kaynağı hukuk değil, ideolojisi (Bu arada jakobenizm ideoloji değil bir yöntemdir)ve ilkeleridir. Karşıt görüşler ise, yok edilmesi gereken ihanetler ve sapmalardır.Jakobenizm, güç kullanarak kendi görüşlerini dayatır.Metodu, ne pahasına olursa olsun devrim'dir, şiddettir, baskıdır. Gaye için her vasıta meşrudur.Devrim,devlet,dava veya cihad için hak ve hürriyetler, evrensel hukuk kuralları çiğnenebilir…!!!Cahil halk,doğru'yu ve çıkarlarını bilmez..Öyleyse zorla aydınlatılmalı, sıkı bir merkeziyetçilikle yönetilmelidir.”Ulusalcılar, ilk önce kendi tarihleriyle barışık değildirler,hep nedense, ’Türkiye 1950’den sonra kötüye gitti’ derler. Ne oldu bu tarihten sonra? Türkiye çok partili hayata, demokrasiye geçti. Bu nedenle bunların anti demokratik tavırlarını hissetmemek mümkün değil.Milliyetçilik,tüm ideolojilerden daha fazla demokrattır. Bir liberal ya da faşist için demokrasi gerekli olmayabilir. Eğer ’hakimiyet-i milliye’ diyorsanız demokrasi şarttır.
“İnandığı görüş, eylem için yeterli meşruiyet sebebidir. Meşruiyetin birincil kaynağı hukuk değil, ideolojisi (Bu arada jakobenizm ideoloji değil bir yöntemdir)ve ilkeleridir. Karşıt görüşler ise, yok edilmesi gereken ihanetler ve sapmalardır.Jakobenizm, güç kullanarak kendi görüşlerini dayatır.Metodu, ne pahasına olursa olsun devrim'dir, şiddettir, baskıdır. Gaye için her vasıta meşrudur.Devrim,devlet,dava veya cihad için hak ve hürriyetler, evrensel hukuk kuralları çiğnenebilir…!!!Cahil halk,doğru'yu ve çıkarlarını bilmez..Öyleyse zorla aydınlatılmalı, sıkı bir merkeziyetçilikle yönetilmelidir.”Ulusalcılar, ilk önce kendi tarihleriyle barışık değildirler,hep nedense, ’Türkiye 1950’den sonra kötüye gitti’ derler. Ne oldu bu tarihten sonra? Türkiye çok partili hayata, demokrasiye geçti. Bu nedenle bunların anti demokratik tavırlarını hissetmemek mümkün değil.Milliyetçilik,tüm ideolojilerden daha fazla demokrattır. Bir liberal ya da faşist için demokrasi gerekli olmayabilir. Eğer ’hakimiyet-i milliye’ diyorsanız demokrasi şarttır.
Ulusalcılar Türk tarihinin 1923 de başladığına inanır,halbuki
milliyetçilerin Tarih anlayışı ise Tanrı
dağı kadar büyük,Hira dağı kadar kutsaldır.
Ulusalcıların din diye bir davaları yoktur, milliyetçiler
700 yıl islam bayraktarlığı yapmış bir milletin evlatları olduklarını
unutmazlar.
Milliyetçilik ideolojisinin en önemli unsuru tarih şuuru
ve bilincidir.Bin yıldır bu topraklarda yaşıyoruz. Selçuklular,Osmanlılar gibi
büyük devletler kurarak bağımsız ve hür olarak yüz yıllarca yaşamışız. Son
devletimiz ise Türkiye Cumhuriyeti’dir. Milliyetçiyim diyen bir kişi tarih
boyunca kurduğumuz bu devletlerini birbirinin devamı olarak bilir. Örflerimiz,adetlerimiz,folklorumuz,
tarih süzgecinden geçerek bu günkü hale gelmiştir.Bağımsızlık ise hiçbir zaman
kaybetmek istemediğimiz yüce ve ulvi bir değerdir.
1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği çöküp Berlin duvarı
yıkılınca memleketteki marjinal solcu,elitist,yüzünü batıya çevirmiş Marksist
sosyalist fikirleri savunmada zorluk çeken ve çıkış yolu olarak da ulusalcılığa
sarılıp empoze etmeye başlayan ve bu yönetimi benimseyen fert/kurumların
dayatmasıdır.Ulusalcılık adı altında ileri sürdükleri bütün fikirler eski Marksist
fikirlerden başka bir şey değildir.
Ümit ÖZDAĞ
Başkan,aradaki farkı şöyle sıralamış;
1) Ulusalcılık akımını savunan çevrelerin
tarihsel/ideolojik kökeninin merkez soldan marksizme kadar uzanan geniş bir
yelpazeye konumlanmış olduğu görülür. Oysa Türk milliyetçiliğinin ve Ülkücü
Hareketin kökeninde sol yoktur. Türk milliyetçiliği fikri kökenini Bilge Kağana
ve modern ideolojik kökenini Gaspıralı’ya dayandıran bir düşünce sistemidir.
Toplumsal kökende ise Türk milliyetçiliğinin kaynakları sağ diye
tanımlanabilecek zeminden kaynaklanmaktadır.
2) Ulusalcılık yaklaşımının tarih anlayışı çok dardır. Türk tarihinin İslam öncesi dönemini önemsemez, Osmanlı tarihini ise dışlar. Ulusalcılık Türk tarihini sanki İstiklal Harbi ve Cumhuriyet ile başlatır. İstiklal Savaşı ulusalcılar için sanki tarihsel bir travmadır.
Türk milliyetçileri ise Türk tarihini olanca bütünlüğü içinde kavrarlar. İslam öncesi tarihimize de İslam sonrası tarihimize de sahip çıkarlar. Türk milletinin İslam dini ile şereflenmeden önce de tek tanrı düşüncesine inandığını bilirler. Arvasi Hocanın ifadesi ile “Türkler, Kur’an’da bahsi geçen Zülkarneyn’den maksat Oğuz Han olduğunu söylerler ki bu konuda tereddüdü mucip olacak hiçbir nokta yoktur.” Türk İstiklal Savaşı, Türk milliyetçileri için bir travma değil, 5000 senelik Türk tarihi içinde bir ikinci Ergenekon’dur.
3) Ulusalcılar, İstiklal Harbimizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü tarihsel bağlamından kopararak sanki bir başlangıç ve sonuç imiş gibi ele alırlar. Türk milliyetçileri ise Mustafa Kemal Atatürk’ü, Allah’ın Türk milletine bir lütfu olarak görürler. Ancak Gazi Paşa’yı tarihsel süreklilik içerisinde Türk tarihinin başı veya sonu değil, çok önemli bir parçası olarak değerlendirirler.
4) Ulusalcıların din anlayışı pozitivist/laikçi bir zemine oturur. Genellikle dinin sosyal yaşamdaki rolünü küçümseyen bir yaklaşımı temsil ederler. Din ile ilişkileri henüz sağlıklı olarak tanımlanmamıştır. Bir yandan misyonerlik faaliyetlerine sert tepki gösterirler öte yandan Kuran Kurslarından rahatsızlık duyarlar.
Oysa Türk milliyetçileri/Ülkücüler İslam dinini Türk milletinin ayrılmaz bir parçası, karakterini oluşturan en önemli etkenlerden birisi olarak görürler. Türk milliyetçileri için İslam dini pozitivist/laikçi gözle bakılabilecek ve sosyal yaşamdan dışlanabilecek bir olgu değil, uygarlığımızın, “bizi biz yapan” başat unsurlardan birisidir. Türk milliyetçileri Türk-İslam ülkücüleridir.
5) Ulusalcılar çağdaşlaşmayı batı tarzı yaşam olarak görürler. Türk milliyetçileri ise çağdaşlaşmayı Türk-İslam uygarlığı içinde gelişme, zenginleşme, üretimin artması, çağı şekillendiren bir özgünlüğü üretebilme olarak görürler.
6) Ulusalcılarda tepeden inmeci, halka rağmen bir yaklaşım hakimdir. Türk milliyetçileri/Ülkücü Hareket ise tabandan, halkın içinden gelen ve halkla birlikte bir yaklaşımı temsil etmektedir.
7) Ulusalcılar açısından nihai hedef Türkiye Cumhuriyetinin gelişmiş, demokratik ve zengin bir milli-üniter devlet olarak Batı dünyasının bir parçası olarak yaşamasıdır. Ulusalcıların büyük projeleri yoktur. Türk milliyetçileri/Ülkücü Hareket için ise nihai hedef Türk birliğidir.
8) Ulusalcılar, tarihin mağlup ettiği bir ideolojik zeminin takipçileridir. Türk milliyetçileri/ülkücüler ise tarihin HAKLI ÇIKARDIĞI bir düşüncenin takipçileridir. Ülkücüler, komünizm yıkılacak demişlerdir. Ülkücüler Türk ülkeleri bağımsızlığa kavuşacak demişlerdir. Ve ülkücüler haklı çıkmışlardır. Tarih ülkücüleri nasıl haklı çıkardı ise gelecek de öyle haklı çıkaracaktır.
2) Ulusalcılık yaklaşımının tarih anlayışı çok dardır. Türk tarihinin İslam öncesi dönemini önemsemez, Osmanlı tarihini ise dışlar. Ulusalcılık Türk tarihini sanki İstiklal Harbi ve Cumhuriyet ile başlatır. İstiklal Savaşı ulusalcılar için sanki tarihsel bir travmadır.
Türk milliyetçileri ise Türk tarihini olanca bütünlüğü içinde kavrarlar. İslam öncesi tarihimize de İslam sonrası tarihimize de sahip çıkarlar. Türk milletinin İslam dini ile şereflenmeden önce de tek tanrı düşüncesine inandığını bilirler. Arvasi Hocanın ifadesi ile “Türkler, Kur’an’da bahsi geçen Zülkarneyn’den maksat Oğuz Han olduğunu söylerler ki bu konuda tereddüdü mucip olacak hiçbir nokta yoktur.” Türk İstiklal Savaşı, Türk milliyetçileri için bir travma değil, 5000 senelik Türk tarihi içinde bir ikinci Ergenekon’dur.
3) Ulusalcılar, İstiklal Harbimizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü tarihsel bağlamından kopararak sanki bir başlangıç ve sonuç imiş gibi ele alırlar. Türk milliyetçileri ise Mustafa Kemal Atatürk’ü, Allah’ın Türk milletine bir lütfu olarak görürler. Ancak Gazi Paşa’yı tarihsel süreklilik içerisinde Türk tarihinin başı veya sonu değil, çok önemli bir parçası olarak değerlendirirler.
4) Ulusalcıların din anlayışı pozitivist/laikçi bir zemine oturur. Genellikle dinin sosyal yaşamdaki rolünü küçümseyen bir yaklaşımı temsil ederler. Din ile ilişkileri henüz sağlıklı olarak tanımlanmamıştır. Bir yandan misyonerlik faaliyetlerine sert tepki gösterirler öte yandan Kuran Kurslarından rahatsızlık duyarlar.
Oysa Türk milliyetçileri/Ülkücüler İslam dinini Türk milletinin ayrılmaz bir parçası, karakterini oluşturan en önemli etkenlerden birisi olarak görürler. Türk milliyetçileri için İslam dini pozitivist/laikçi gözle bakılabilecek ve sosyal yaşamdan dışlanabilecek bir olgu değil, uygarlığımızın, “bizi biz yapan” başat unsurlardan birisidir. Türk milliyetçileri Türk-İslam ülkücüleridir.
5) Ulusalcılar çağdaşlaşmayı batı tarzı yaşam olarak görürler. Türk milliyetçileri ise çağdaşlaşmayı Türk-İslam uygarlığı içinde gelişme, zenginleşme, üretimin artması, çağı şekillendiren bir özgünlüğü üretebilme olarak görürler.
6) Ulusalcılarda tepeden inmeci, halka rağmen bir yaklaşım hakimdir. Türk milliyetçileri/Ülkücü Hareket ise tabandan, halkın içinden gelen ve halkla birlikte bir yaklaşımı temsil etmektedir.
7) Ulusalcılar açısından nihai hedef Türkiye Cumhuriyetinin gelişmiş, demokratik ve zengin bir milli-üniter devlet olarak Batı dünyasının bir parçası olarak yaşamasıdır. Ulusalcıların büyük projeleri yoktur. Türk milliyetçileri/Ülkücü Hareket için ise nihai hedef Türk birliğidir.
8) Ulusalcılar, tarihin mağlup ettiği bir ideolojik zeminin takipçileridir. Türk milliyetçileri/ülkücüler ise tarihin HAKLI ÇIKARDIĞI bir düşüncenin takipçileridir. Ülkücüler, komünizm yıkılacak demişlerdir. Ülkücüler Türk ülkeleri bağımsızlığa kavuşacak demişlerdir. Ve ülkücüler haklı çıkmışlardır. Tarih ülkücüleri nasıl haklı çıkardı ise gelecek de öyle haklı çıkaracaktır.
Özetlemek Gerekire;
Milliyetçiler;Dindardır,ulusalcılar;Dini irtica olarak
görür,ve hatta sekülerdir.
Ulusalcılar;Sözde Laikcidir,Laikcilik adına bazı manevi değerleri inkar eder.
Milliyetçiler;Vatanseverdir.
Ulusalcılar;Darbeci ve dikta yanlısıdır.
Milliyetçiler;Kendi milletinin ve halkının adamıdır.mefkuresi ile,kendi milletini korur.
Ulusalcılar;Milleti,halkı,milli ve manevi değerleri gerektiği gibi korumaz.
Ulusalcılar;Atatürk istismarı yaparak statükocu, tutucu, iki yüzlü, yanar döner, sürekli maske takan dogmatik bir yapılanma şeklidir.vs.çoğaltabiliriz örnekleri.
Ulusalcılar;Sözde Laikcidir,Laikcilik adına bazı manevi değerleri inkar eder.
Milliyetçiler;Vatanseverdir.
Ulusalcılar;Darbeci ve dikta yanlısıdır.
Milliyetçiler;Kendi milletinin ve halkının adamıdır.mefkuresi ile,kendi milletini korur.
Ulusalcılar;Milleti,halkı,milli ve manevi değerleri gerektiği gibi korumaz.
Ulusalcılar;Atatürk istismarı yaparak statükocu, tutucu, iki yüzlü, yanar döner, sürekli maske takan dogmatik bir yapılanma şeklidir.vs.çoğaltabiliriz örnekleri.
Hiç çakal’la Kurt bir olabilirmi
Çakal,kurdu taklit eder ama beceremez,komik duruma düşer.
Ulus,ulus diye bağıran entellerin hali gibi…!!!
Ulusalcılıkmı,Milliyetçlikmi hakim olacak siyasete
ilerde?
Hem ulusalcılık hem milliyetçilik,terim olarak bir'kurtuluş'savaşına
doğru gidiyor…!!! Soru şu kimin kimden kurtulacağı.
Saygılarımla.
Yaşar KİRAZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder