29 Temmuz 2013 Pazartesi

ELEŞTİRİ VE USLUP

Kişi,içi elmas ve yakutlarda dolu bir sandıkta gördüğü küçücük bir taşı ele alıp büyüterek, bu taşın yüzünden sandıkta var olan o kadar elmas ve yakutları görmezden gelmekte, sandığı görmemiş olanlar da sandığın taşla doldurulmuş olduğunu sanmaktadır”. 

ELEŞTİRİ VE USLUP:

YAŞAR KİRAZ/KONYA

Eleştiri; bir kişiyi,bir eseri,bir yorumu,bir konuyu doğru ve yanlışlarını dile getirerek göstermek amacıyla yazılan kısa metin,yazı veya yorumdur,kritik vaya tenkit’de diyebiliriz.
Çoğu kişi eleştiri denildiğinde hemen kötülemeyi, yanlış yönleri açığa vurmayı düşünür. Bir kitabı,yorumu ,yazıyı,resmi,sanatı vs.veya bir kişiyi eleştirmek doğal bir haktır,içtimai bir olgudur. 
Toplum olarak bizler,eleştiri kültürünü özümsemiş, bu kültürü baş tacı etmiş ender toplum’lardan biriydik.“Hatanı hatırlatana hürmet et!...”, atasözü bile, bu konuya ne kadar büyük hassasiyet gösteren bir toplum olduğumuzu anlatmaya yeterlidir. Hem adetlerimizden aldığımız kültür hem de İslâm dininin etkisiyle, “eleştiri kültürü” bizde en olgun biçimiyle kullanılmış ve toplumsal hayatımızda çok önemli bir rol üstlenmiştir.Ama şimdilerde roller değişti.Hızlı yaşam biçimi,teknolojik yenilikler,siyasi konjüktür,Dünya siyaseti vss.değişen bir çok etmen sebebi ile insan’da değişmeye başladı.Dolayısı ile olaylara bakış açısı üslup da değişmeye başladı.
Bu günlerde “eleştiri” dendiğinde akla,sadece yanlışları bulup ortaya çıkarmak, eksikler üzerine hücum etmek gelmektedir.Okuduğumuz ya da dinlediğimiz eleştirilerin çoğunda,eleştirdiği konunun sadece olumsuz,eksik ve yanlış yanlarını ortaya koymakta,doğru taraflarını ise görmezlikten gelmektedir.Hal böyle olunca,yapılan eleştiri daha iyiyi,daha güzeli ortaya koymak;yanlışları,eksikleri ve hataları görüp düzelmek yerine tartışmalara,münakaşalara ve hatta kavgalara sebebiyet vermektedir.
Kişi,içi elmas ve yakutlarda dolu bir sandıkta gördüğü küçücük bir taşı ele alıp büyüterek, bu taşın yüzünden sandıkta var olan o kadar elmas ve yakutları görmezden gelmekte, sandığı görmemiş olanlar da sandığın taşla doldurulmuş olduğunu sanmaktadır. 
Başka bir boyutu ise,Bir çok kişide nevroz bunalımı ve halleri var,yani bilmeden yorum yapan,davranış bozukluğu ve bunalımı yaşayan kişilerin eleştirileri,ise daha vahim sonuçlar doğurabilir.
Eleştiri yapan bazı kesimlerin ise “dikte”eleştirisi yada “Adam etmek”eleştirisidir.İşin ilginç tarafı ise “münekkit”edası ile yapması ise sanırım ayrıca bir fantazi.
Maalesef,eleştiri,insanları rahatsız eden,bilmek ve duymak istemediklerini ifade eden bir iletişim biçimi şeklinde algılanıyor,sonrası ise üslup ve hoşgörü sınırları zorlanıyor,sorun burada bence…!!!
Yaşadığımız dönemde kaba üsluplarıyla eleştiri kültüründen uzaklaşıp küfre ve hakaret’e yönelen sözde eleştirmenlerden toplumumuz bıkmıştır.Biz bundan böyle eleştiriyi,güzelliklerle sunan,eleştiri üslubunu bilen eleştirmenleri görmek istiyoruz edebiyat,sanat,siyaset,kurmuş olduğumuz gruplarda ve dünyamızda.Çünkü,kısır çekişmelerle,kendini ön plana çıkarmak isteyen, egosunu tatmin etme sevdasındaki eleştirmenlerden “gına getirdik” gayrı.Gerçek eleştiri ve “münekkitleri”(eleştirmenleri) dört gözle bekliyoruz.
***

Selam,saygı ile…İyi ramazanlar dilerim…





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...