“Kişi,içi elmas ve yakutlarda dolu bir sandıkta gördüğü
küçücük bir taşı ele alıp büyüterek, bu taşın yüzünden sandıkta var olan o
kadar elmas ve yakutları görmezden gelmekte, sandığı görmemiş olanlar da
sandığın taşla doldurulmuş olduğunu sanmaktadır”.
ELEŞTİRİ VE
USLUP:
YAŞAR
KİRAZ/KONYA
Eleştiri;
bir kişiyi,bir eseri,bir yorumu,bir konuyu doğru ve yanlışlarını dile getirerek
göstermek amacıyla yazılan kısa metin,yazı veya yorumdur,kritik vaya tenkit’de
diyebiliriz.
Çoğu kişi
eleştiri denildiğinde hemen kötülemeyi, yanlış yönleri açığa vurmayı düşünür.
Bir kitabı,yorumu ,yazıyı,resmi,sanatı vs.veya bir kişiyi eleştirmek doğal bir
haktır,içtimai bir olgudur.
Toplum
olarak bizler,eleştiri kültürünü özümsemiş, bu kültürü baş tacı etmiş ender
toplum’lardan biriydik.“Hatanı hatırlatana hürmet et!...”, atasözü bile,
bu konuya ne kadar büyük hassasiyet gösteren bir toplum olduğumuzu anlatmaya
yeterlidir. Hem adetlerimizden aldığımız kültür hem de İslâm dininin etkisiyle,
“eleştiri kültürü” bizde en olgun biçimiyle kullanılmış ve toplumsal
hayatımızda çok önemli bir rol üstlenmiştir.Ama şimdilerde roller değişti.Hızlı
yaşam biçimi,teknolojik yenilikler,siyasi konjüktür,Dünya siyaseti vss.değişen
bir çok etmen sebebi ile insan’da değişmeye başladı.Dolayısı ile olaylara bakış
açısı üslup da değişmeye başladı.
Bu günlerde
“eleştiri” dendiğinde akla,sadece yanlışları bulup ortaya çıkarmak, eksikler üzerine
hücum etmek gelmektedir.Okuduğumuz ya da dinlediğimiz eleştirilerin çoğunda,eleştirdiği
konunun sadece olumsuz,eksik ve yanlış yanlarını ortaya koymakta,doğru
taraflarını ise görmezlikten gelmektedir.Hal böyle olunca,yapılan eleştiri daha
iyiyi,daha güzeli ortaya koymak;yanlışları,eksikleri ve hataları görüp düzelmek
yerine tartışmalara,münakaşalara ve hatta kavgalara sebebiyet vermektedir.
Kişi,içi
elmas ve yakutlarda dolu bir sandıkta gördüğü küçücük bir taşı ele alıp
büyüterek, bu taşın yüzünden sandıkta var olan o kadar elmas ve yakutları
görmezden gelmekte, sandığı görmemiş olanlar da sandığın taşla doldurulmuş
olduğunu sanmaktadır.
Başka bir
boyutu ise,Bir çok kişide nevroz bunalımı ve halleri var,yani bilmeden yorum
yapan,davranış bozukluğu ve bunalımı yaşayan kişilerin eleştirileri,ise daha
vahim sonuçlar doğurabilir.
Eleştiri
yapan bazı kesimlerin ise “dikte”eleştirisi yada “Adam etmek”eleştirisidir.İşin
ilginç tarafı ise “münekkit”edası ile yapması ise sanırım ayrıca bir fantazi.
Maalesef,eleştiri,insanları
rahatsız eden,bilmek ve duymak istemediklerini ifade eden bir iletişim biçimi
şeklinde algılanıyor,sonrası ise üslup ve hoşgörü sınırları zorlanıyor,sorun
burada bence…!!!
Yaşadığımız
dönemde kaba üsluplarıyla eleştiri kültüründen uzaklaşıp küfre ve hakaret’e
yönelen sözde eleştirmenlerden toplumumuz bıkmıştır.Biz bundan böyle
eleştiriyi,güzelliklerle sunan,eleştiri üslubunu bilen eleştirmenleri görmek
istiyoruz edebiyat,sanat,siyaset,kurmuş olduğumuz gruplarda ve
dünyamızda.Çünkü,kısır çekişmelerle,kendini ön plana çıkarmak isteyen, egosunu
tatmin etme sevdasındaki eleştirmenlerden “gına getirdik” gayrı.Gerçek eleştiri
ve “münekkitleri”(eleştirmenleri) dört gözle bekliyoruz.
***
Selam,saygı ile…İyi
ramazanlar dilerim…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder